Temmuz, 2007 tarihindeki arşivi görüntülüyorsunuz...
Blog Reklam Şebekesi: Bloglama.com
Blog yazarak para kazanmak bildiğiniz gibi bizim ülkemizde hayal gibi bir durum. Hele ki dünya üzerinde “uçuk” örneklerini gördükçe insan ister istemez ülkemizde de böyle bir girişimin ihtiyacını hissediyor.
Bloglama.com işte bu ihtiyacımızı gidermek ve bizleri “blog yazarak para kazanmak” konusunda tatmin etmeye çalışacak olan bir girişim. BlogKazanı’nın yazdığına göre Bloglama.com öncelikli olarak blogları toplayacak ve daha sonraki hedef reklamverenler olacak. Şu anda sistem Alfa aşamasında ve katedeceği çok yolu var.
Bende t-infection.com nezdinde bu güzel girişime üye oldum. Maksat para kazanmak değil sadece bu oluşumun içinde bulunup gelecekte olanların içinde olabilmek. Zaten kısa bir süreli geçmişi olan bir servisten çok büyük paralar kazanmayı beklemek faydasız olur. Dilerseniz sizlerde blogunuzu sisteme kaydettirmek için Bloglama.com adresini ziyaret edebilirsiniz. Tüm bloglayanlara ve blog dünyasına hayırlı olması dileğiyle…
GÜNCELLEME: Efendim, siteye bloglama.com reklamlarımızı yerleştirdik, site üzerinde de sayfamıza kavuştuk. Tekrar hayırlı olması dileğiyle…
Elektronik Dergi mi Aramıştınız?
Hiç internet üzerinde elektronik dergi aramış mıydınız? 525 ve Potkal.org‘dan arkadaşım Onur’un bir konuda attığı mail ile yepyeni bir sitesinden haberim oldu: Rassal.org.
Rassal.org kısaca elektronik yayınları toplayan ve bunları belli kategorilerde yayınlayan hoş bir blog. Rassal Hakkımızda sayfasında kendini şöyle özetliyor:
rassal.org,
internet üzerinde yayımlanan yerli – yabancı dergiler, bu dergilerin yeni sayı duyuruları ve internet ortamına bir şekilde aktarılarak (tarayarak, yazarak aktarma vb…) okurlara sunulan dergilerden haberdar etmek üzere kurgulanan birlikte içerik ürettiğimiz bir blog.
Rassal.org’da içeriğin dışında beğendiğim başka bir nokta da blog üzerinde kullanılan eklentilerin yine Hakkımızda sayfasında listelenmiş olması. Rassal.org Modicus temasını kullanıyor ve iyi bir düzenleme ile ziyaretçilerine bu görünüm ile “merhaba” diyor. Site host hizmetini ise tanıdık bir yüz olan Bloglama.com sağlıyor. Ayrıca reklam yönetimi de Bloglama.com‘un Reklam Şebekesi sayesinde sağlanıyor. (İleride bu hizmetten detaylı olarak bahsedeceğim)
Siteyi tasarım olarak değerlendirmemiz gerekirse; öncelikle daha önce 525 veya Potkal’ı ziyaret etmeyen kullanıcılar için site biraz sıra dışı gelebilir. Kullanılan renkler ve css sınıfları site için çok iyi ayarlanmış durumda. Ancak yine de ben linklerin biraz daha iyileştirilebileceğini düşünüyorum. Bununla birlikte Arşiv, Katılım, Etiketler, İletişim bölümündeki butonların biraz daha belirgin hale gelmesi çok daha iyi olacaktır.
Tabi ki Beta sürecinde olan ve halen geliştirilen bir site için kararlı yorumlar yapmak yersiz olur. Ancak bu haliyle bile Rassal.org bize sıra dışı bir blog izlenimi uyandırıyor ve özgün içeriği sayesinde kısa zamanda iyi yerlere geleceğe benziyor. Bu güzel girişim için Onur kardeşimi tebrik ediyor ve başarılarının devamını diliyorum.
F Klavye ve Eğitimi Üzerine Bir Röportaj
F klavye konusunda şu ana kadar yapabileceğim en iyi şeyi yapmış bulunmaktayım. Uzun süredir üzerinde düşündüğüm röportajımı duayenim, hocam ve abim İsmail Dinç ile gerçekleştirmenin mutluluğunu yaşıyorum. Büyük bir özveri ile sorularıma yanıtlar verdi, bilgisini sonuna kadar kullanıp benim gibi insanların F klavye konusunda yapmış olduğu tanıtımlara destek verdi, her zaman F klavyeyi savundu ve gereksiz düşüncelerin içine saplanmadan bunu yapabildi.
Bu röportajımızda İsmail Hocamı biraz yakından tanıyacağız, onun F klavye konusunda sormuş olduğum sorulara verdiği “çarpıcı” yanıtları göreceğiz. Halen fiili olarak Öğretim Görevlisi olarak bulunduğu kurum içinde F klavye konusunda yaptıklarını beraber okuyacağız. Sizleri daha fazla konudan uzaklaştırmamak için röportajımızı noktasına virgülüne dokunmadan yayınlıyorum. (Hocam size bana F klavyeyi kullanmayı ve iyi bir akademisyenin nasıl olmasını öğrettiğiniz için bir kez de ziyaretçilerimin huzurunda şükranlarımı sunuyorum, çok teşekkür ederim)
- Hocam kendinizden ve eğitim kariyerinizden biraz bahsedebilir misiniz? Ziyaretçilerimizin sizi kendi söylemlerinizle tanımasını isterim.
1959 Trabzon/Çaykara doğumluyum, 1968 yılından itibaren Ankara’da yaşamaktayım. Doğal olarak bütün eğitimimi Ankara’da tamamladım. Bir yıl Gazi Üniversitesi Matematik Bölümü, 3 yıl A.Ü.Eczacılık Fakültesinde okudum. Değişik nedenlerden dolayı bu okullardan mezun olmadan ayrılmak zorunda kaldım. Son olarak H.Ü.Sağlık İdaresi Yüksekoku’lunu 1985 yılında bitirdim. Bir süre serbest çalıştıktan sonra Hacettepe Üniversitesi Hastaneleri’nde Başhekimlik Gece İdareciliği yaptım. Hacettepe Üniversitesi Hastanelerinin 1998 yılında Elektronik Hasta Kayıtları alt yapısının kurulmaya başlanmasıyla H.Ü.İhsan Doğramacı Çocuk Hastanesi’nde Sistem İşletme Şefi olarak 3 yıl çalıştım. 2000 yılında “Bilgisayar” ve “10 Parmak Yazım Teknikleri” derslerini vermek amacıyla H.Ü.Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu’na Öğretim Görevlisi olarak atandım. Halen bu görevi sürdürmekteyim.
Bilgisayarlarla ilk kez 1985 yılında İletişim Yayınlarının haftalık olarak yayınladığı “Bilgisayar Çağdaş Teknoloji Ansiklopedisi” ni fasiküller halinde alıp okuyarak başladım. Fakat o yıllarda ülkemizde bilgisayarlar yaygın olarak kullanılmadığı için bu konudaki bilgim teorik olarak ve yüzeyel kaldı. İlk bilgisayarla tanışmam 1992 yılında görev yaptığım hastanede O dönemdeki başhekimin odasında yer alan bir bilgisayarda başhekimimizin yazmamı istediği birkaç sayfalık yazıyı yazmakla oldu. Tabiî ki klavyeye ve monitöre bakarak ve zorunlu olarak Q klavyede.
- Size şunu sormak istiyorum, günümüz internet ve bilişim dünyasında bir Q klavye üstünlüğü mevcut. Ancak biz biliyoruz ki 1950′li yıllardan itibaren de yasalaşan bir F klavyemiz var. Bilişim sektöründeki Q klavye üstünlüğünü bir eğitimci olarak siz neye bağlıyorsunuz?
Güncelliğini hala koruyan güzel bir soru.
Aslında “günümüzde İnternet ve bilişim dünyasında bir Q klavye üstünlüğü var” fikrine tam olarak katılmıyorum. Dünyada hangi ülkenin resmi dili İngilizce ise o ülkelerde yaygın olarak Q klavye kullanıldığını biliyoruz. Resmi dili İngilizce olan bu ülkelerin dışındaki birtakım ülkeler ise Q klavyeyi temel alarak kendi resmi dilindeki harfleri de ekleyip kendi ülkelerine uygun klavyeyi kullanmaktadırlar. Örneğin Fransızların yada Almanların A klavyesi gibi. Fakat işin özünde şu var. Bir ülke kendi klavyesini yaratmak zorundadır. Pratik bunu göstermektedir. Bir Çinli, Bir Rus, Bir Hindistanlı yada bir Arap kendi diline uygun klavyeyi kullanmaktadır. Siz bir Çinliye Q klavyeyi vererek ondan Çince yazmasını bekleyemezsiniz. Bu düşünceden yola çıkarsak 1,5 milyon nüfuslu Çin, 1 milyonu aşkın Hindistan, 500 milyonluk Arap ülkeleri, Rusya, Japonya, Fransa, Almanya, Doğu Avrupa ülkeleri kendi ülkelerinde Q klavyeyi temel alan ancak mutlaka resmi dillerinde olup İngilizcede olmayan birçok harfi klavyelerine eklemek suretiyle kendi dillerine uygun klavyeyi kullanmaktadırlar. Biz de Q klavye’ye İngilizcede olmayıp Türkçede olan ç, ğ, i, ö, ş, ü gibi harfleri orijinal Q klavyedeki harflerin yerini koruyarak, klavyenin sağ tarafına yerleştirip adına Türkçe Q klavye dediğimiz devşirme bir klavye türünü yaygın olarak kullanmaktayız.
Kendimizi niçin Q klavye kullanmak zorunda hissetmemizin bir takım nedenleri var. Bunların önemli olanlarını şu şekilde sıralayabiliriz.
? Birçok üründe olduğu gibi klavyede de dışa bağımlı bir ülke durumunda olmamız sonucu Kendi dilimize uygun olan F klavyeyi üretmek yerine işin kolayını seçerek Q klavyeyi ithal etmeyi tercih etmiş olmamız.
? Q klavye kullanma alışkanlığının yada bağımlılığının ülkemizde bu kadar yaygın olmasını Emre AKÖZ; dünyanın birçok ülkesine yayılmış olan Mc Donald’s bağımlılığına benzetmektedir. Mc Donald’s ın dünyanın her yerinde satıyor olması onun kaliteli ve doğru ürün olduğu anlamını taşımaz.
? Q klavyeyi satın almanın daha kolay ve ucuz olması üreticilerin ve ithalatçıların işine gelmektedir. Çünkü tek bir standardı üretmek ve pazarlamak daha kolay ve ucuz olmaktadır. Bunun için bu üreticiler dilleri birbirinden farklı olan ülkelere özgü klavye üretmeyi maliyetleri arttıracağı için tercih etmemektedirler.
? F klavyenin bilgisayar yazılımlarını desteklemediği konusundaki yanlış bilginin hala yaygın olarak düşünülmüş olması.
? F klavye konusunda var olan yasaların tekrar gözden geçirilerek dilimize uygun olmayan ürünlerin ithalatının ve kullanımının yasaklanmasını sağlayacak yasal düzenlemelerin yapılmamış olması
? Devletin denetim ve kontrolünü kolaylıkla sağlayabileceği devlet daireleri ve eğitim kurumlarında F klavye kullanma zorunluluğunun sağlanamamış olması.
? F klavye kullanmanın Q klavye kullanımına göre üstün yanlarının olduğunu ısrarlı ve etkili anlatabilecek entelektüel kesimin fikir birliği yaparak bu konuya gerektiği kadar önem vermemiş olması (Emre KONGAR, Emre AKÖZ, vb. hariç)
- Sizce okullarımızdaki F klavye eğitim ne düzeyde, daha da ileri noktalara taşınabilir mi, bunun için sizin kişisel görüşünüz nelerdir?
Bilgisayarda uzun süre yazı yazmayı gerektiren Ticaret Meslek Liseleri, Adalet Meslek Liseleri, Meslek Yüksekokullarının Büro yönetimi ve Sekreterlik Bölümleri, Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokullarının Tıbbi Dokümantasyon ve Sekreterlik Bölümlerinde 10 Parmak F klavye eğitimi verilmektedir. Ayrıca ders olarak verilmese bile etkin ve doğru klavye kullanmayı gerektiren Güzel Sanatlar Fakültelerinin Grafik ve Tasarım bölümlerinde genelde Macintosh bilgisayarların kullanılması nedeniyle bu okulların öğrencileri kendilerini F klavye kullanma zorunluluğunu hissettikleri için bu işi kendileri öğrenmektedirler. Çalışma yaşamında ise Dizgi ve Tasarım işleri ile uğraşan kişiler yaygın olarak F klavye kullanmaktadırlar.
Tabiî ki bu durum yeterli değildir. Özellikle Eğitim kurumlarındaki bilgisayarlar mutlaka F klavye ile kullanılmalıdır. Bilgisayar ile yeni tanışan bu öğrenciler okullarında gördükleri F klavyeli bilgisayarları evleri içinde gerekli görecekler ve böylece eğitim dışında kalan insanlar da zorunlu olarak F klavye kullanmak durumunda kalacaklardır.
Milli Eğitim Bakanlığı denetiminde faaliyet gösteren Bilgisayar Kurslarında ve Halk Eğitim Merkezlerinde F klavye kullanmayı zorunlu hale getirecek düzenlemelerin yapılması gereklidir.
Q klavye kullanmanın bir avantaj olmayıp bir zorunluluk olduğu bilincini yaymalı ve bu bağımlılıktan kurtulmak için daha çok çaba sarf etmeliyiz.
- Bir F klavye eğitimcisi olarak gençlerimize F klavye mi Q klaye mi konusunda ne gibi farklı tavsiyeleriniz olabilir?
İstersen bu konuya geçmeden önce seninle nasıl tanıştığımı ve F klavye ile ilgili yaşamış olduğumuz süreci kısaca anlatmak istiyorum. Senin F klavye yazmaya nasıl başladığının bilinmesi bu konu ile ilgili anlatacaklarımı çok iyi özetleyecektir.
Seni ilk kez; okulumuzun bilgisayar laboratuarında bir bilgisayar başında web sayfası tasarlarken görmüştüm. HTML kodlarını yazarken kısa bir gözlem yapmıştım; klavyeyi azımsanmayacak kadar hızlı kullanıyordun. O anki gözlemlerim, senin dakikada 250 karakterin üzerinde tuşladığını gösteriyordu. Bu beni etkilemişti. Fakat daha dikkatli baktığımda Q klavye kullandığını gördüm. İlk kez bu kadar hızlı bir Q klavye kullananı görmüştüm, bu beni etkilemişti. Ve seninle tanışma gereksinimi duydum. Tanıştıktan sonra efendi kişiliğin, zekan ve bilgisayar kullanma becerin beni etkilemişti. Bu durumda sana birkaç öneride bulunma ihtiyacı duydum. Bu önerim tabiî ki klavyeyi F düzeninde 10 Parmakla yazma önerisiydi. Sen hiç tereddüt etmeden bunu hemen uygulayacağını söylemiştin. Çünkü klavyeye ve monitöre bakmadan yazabilen öğrencilerin klavyeyi kullanma biçimleri seni etkilemişti. Bunun nasıl olacağını sorduğunda sana; F klavye eğitimi için kullandığımız “Logo 10 Parmak” programını kullanmakla başlayabileceğini söylemiştim. Hemen sonrasında da F Klavye düzeninde 10 Parmak yazmanın avantajlarından, tekniğinden ve gerekliliğinden bahsettim. Bunun dışında seninle F klavye konusunda hiç ilgilenmedim. Çünkü o andaki düşüncem şuydu; Benim öğrencim değildin, Okulumuzun başka bir bölümünün öğrencisiydin ve almakta olduğun eğitimin için de F klavyeyi kullanmanı gerektirecek bir neden göremiyordum. Fakat zaman geçtikçe ve seni Bilgisayar laboratuarında her gördüğümde; sürekli F klavye kullandığını gördüm. Başlangıçta çok yavaştın ve ben sana kaplumbağa hızında yazıyorsun diye takılıyordum. Çünkü o anki yazma hızın dakikada en fazla 25-30 civarındaydı. Yetiştirmen gereken çok acil işler olmasına rağmen sen, yavaşta olsa klavyeye bakmadan 10 parmak yazmayı sabırla ve diğer arkadaşlarının sana takılması pahasına inatla sürdürdün. Senin için zor olan bu dönem çok kısa sürdü. Birkaç hafta geçtikten sonra; senin F düzeninde 10 parmak yazma hızının dakikada 150-200 karakter aralığına geldiğini gördüm. O anki durumun 10 Parmak Yazma Teknikleri dersini almakta olmalarına rağmen bu işin önemini kavrayamamış birkaç öğrenciden daha iyi olduğunu gösteriyordu. Bu iş hoşuma gitmişti. Seni gözlemlemeye devam ettim. Dönem sonunda sen artık bu dersi alan öğrencilerin en iyilerinin arasındaydın. Okul bitmiş, sizler mezun olmuş ve sen İstanbul’a ailenin yanına dönmüştün. Web sayfası tasarlamak, grafik-dizgi yapmak uğraşıların arasındaydı. Bunları yaparken F klavye kullanmaktan hiç ödün vermedin. Bu durum senin bu konudaki gelişimini hızlandırdı. Aradan geçen bir yıldan sonra seninle MSN’de yazışırken; en az beş satırdan oluşan mesajların çok kısa sürelerde ve ardı ardına geldiğini gördüm.
Sana dakikada kaç tuş tuşladığını sorduğumda 534 yanıtını almıştım. Bu beni çok etkilemişti. Beni geçmiştin. F klavyecilerin arasına bir profesyonelin daha katılmış olması beni mutlu etmişti.
Sonraki süreçte ise bu işe benden daha fazla katkı sağladığını gördüm. Açmış olduğun Web sitende F klavye ile ilgili yazdıkların, oluşturduğun forum sayfasında F klavyeye ilgi gösterenleri nasıl doğru bir şekilde yönlendirdiğini görmek ve bu konuyu sürekli gündemde tutman beni çok mutlu etmişti.
Gençlerimize F klavye mi ya da Q klavyemi kullanmaları konusundaki önerilerimi şöyle sıralayabilirim;
- Eğer klavyeyi bakarak kullanıyorlarsa hangi klavyeyi kullandıkları ya da kullanacakları önemli değil. İster F klavye kullansın ister Q klavye, bu hiçbir şeyi değiştirmez. Klavye ile ilgili tartışmayı bu eksende tutarsak ne Türkçe F klavyeyi savunanlar nede Türkçe Q klavyeyi savunanlar hiçbir sonuç elde edemez. Çünkü Bizim için önemli olan kullanacağımız klavyenin türü değil yöntemidir. Yani klavyeye ve monitöre bakmadan 10 parmakla F klavye düzeninde yazmaktır. Hedefimiz bu olduğu için kullanacağımız klavyenin alfabetik tuşlarının üzerinde harflerin yazılı olması bizim için bir değer taşımayacaktır. İşte bu noktada verilecek karar önemlidir. Eğer verilen karar; klavyeyi bakmadan 10 parmakla kullanmak ise tercih edecekleri yöntem mutlaka Türkçe F klavye düzeninde 10 parmakla yazı yazmak olmalıdır.
Q klavyede yazı yazanlarda gözlemlediğim en önemli konulardan biri de şudur. Q klavye kullananların bir çoğu metni yazarken geçen toplam sürenin yaklaşık % 10’unu tuşlayacakları tuşu klavyede aramakla geçirmekteler, % 10-15’ini yazmakta oldukları kaynağın neresinde kaldıklarını bulmakla; % 10-15’ini yazdıklarının doğru olup olmadığını kontrol etmek için ekrana bakmakla, geri kalanı ise yazmakla geçirmektedirler. Aslında yazı yazmak için harcadıkları sürenin yarısına yakınını YAZI YAZMAMAKLA geçirmektedirler. Bunun; zamanı değerli olan kişiler için ne kadar önemli olduğunu tahmin etmemek mümkün değil.
- Ben F klavye mi? Yoksa Q klavye mi? Kullanmamız gerekir tartışmasından çok; klavyeyi 10 parmakla mı? Yoksa daha az parmakla mı? Kullanmalıyız tartışmasına odaklanmak istiyorum. Bizim amacımız;
a. Doğru ve hızlı yazmak,
b. Klavyeye ve monitöre bakmadan yazmak,
c. Yazdığımızı anlayarak yazmak,
d. Yorulmadan yazmak,
e. Yazarken keyif almak,
f. Monitöre bakmadan yazabileceğimiz için monitörün göze ve dolayısıyla sağlığımıza verebileceği zararları en aza indirmek ise; “F klavye düzeninde 10 parmak” yazmak bir zorunluluk olmalıdır.
- Günde ortalama en az bir sayfa yazı yazan birinin bunu F klavye düzeninde yazması toplamda kendisine çok zaman kazandıracaktır.
- Görevimizin çok gizlilik gerektiren bir aşamasında sekreterinize dahi güvenmemeniz gereken gizlilikteki bir belgeyi kendiniz yazmanız durumunda; kullandığınız yöntem eğer 10 Parmakla F klavye düzeninde yazmak değil ise ve zamanınız da değerli ise yazı yazma sürecinde “Yazı yazmadan geçen süre”yi azaltmanın temelinde hızlı ve doğru yazmanın olduğunu bilmemiz gerekir.
- F klavye düzeninde 10 parmakla yazmayı öğrenmenin zor olduğunu düşünenler olabilir. Fakat hedefimiz 10 parmak yazmak ise bunu Q klavyede başarabilmenin daha zor olduğunu hiç unutmayalım.
- F klavyeyi öğrenmeyi düşünenlerin bu konuda var olan programları kullanarak, yada internette ulaşabilecekleri kaynaklardan kendilerine özgü çalışma ortamını sağlayabilmeleri mümkündür.
- Bu öğrenme süreci içinde uymaları gereken temel ilkelerin neler olduğu konusunda başvurabilecekleri kaynaklar olarak; t-infection.com, sampiyon-kursları.com.tr, klavye hızlarını ölçebilecekleri internet adresleri olarak da interstenoturk.com.tr, 2addicted.com’u önerebilirim.
- F klavyenin korunması ve yaygınlaşması konusunda Devlet mercilerinden herhangi bir beklentiniz var mı?
Yukarıda az da olsa değindiğimiz konuların dışında ulusal bilincin yaygınlaştırılması sonucu yalnız F klavye konusunda değil ülkemize özgü, bizim için uygun olan ürünleri kullanmak, bunların üretimini sağlayacak olanakların yaratılması ve bu ürünlerin temin edilmesi için gereken desteğin sağlanması devletin başlıca görevi olmalıdır.
- Merak ettiğim en büyük konu ise şu: okullarımızda verilen F klavye eğitimi, özellikle Ticaret meslek liseleri, sekreterlik bölümü öğrencileri ve meslek yüksekokullarımızda sizce yeterli bir süreye yayılıyor mu? Birde bu arkadaşlarımızın mezun olduktan sonra aldığımız geribildirimlerinde F klavye konusunda büyük bir sıkıntı yaşadıkları söyleniyor, bu konudaki görüşleriniz nelerdir?
Son yıllarda; F klavye eğitimi veren orta dereceli okullardan gelen öğrencilerin gerektiği kadar iyi eğitim almadan okulumuza geldiklerini görmekteyim. Bunun nedenlerinden biri olarak bilgisayarların yaygınlaşmadan önce daktiloların yaygın olarak kullanılıyor almasıydı. Temeli F Klavye düzeni olan bu daktilolar öğrencilere az da olsa bir temel oluşturuyordu. Son yıllarda daktilo kullanımının ortadan kalktığını ve yerini bilgisayarların aldığını biliyoruz. Bilgisayarlar yaygın olarak Q klavye ile satıldığı için öğrenciler Q klavye kullanmak zorunda bırakılmaktadır.
Aslında F klavye eğitimine gereken ciddiyet verilse kullanılan klavyelerin Q klavye olması pek önem taşımamaktadır. Tam tersi Q klavye ile F düzeninde 10 parmak klavye kullanmayı öğrenmek daha doğru ve etkili sonuç vermektedir. Biz kendi okulumuzda bu yöntemi kullanmaktayız. Yani Klavyelerimiz Q klavye iken biz F klavye düzeninde çalışmalar yapmaktayız. Bu yöntemle öğrencinin klavyeye bakması engellenmiş olmakta ve F klavye yazma tekniklerinden olan klavyeye bakmadan yazma alışkanlığını öğrencilere daha kısa sürede kazandırmaktayız.
F klavye eğitimi veren okullarda bu eğitime verilen sürenin yeterli olmasından çok sürenin etkin ve düzenli kullanılması önemli. Haftada 4-5 saat F klavye eğitimi vermek yerine haftanın 5 gününde her gün yarım saat eğitim vermenin daha yararlı olduğunu düşünüyorum. Toplamda ise 25-30 saatlik bir çalışma süresi sonunda bir öğrenci eğer ilgiliyse 200-250/dakika tuş hızına ulaşabilmekte bu çalışma süresini 50-60 saate çıkardığında ise konuşma hızında yazma noktasına gelebilmektedir. Belirtilen bu süreler sonunda istenilen hedeflere ulaşmanın ön koşulu ise bu işi önemsemek, en avantajlı yöntem olduğu bilincini taşımak, sabırlı ve düzenli çalışmaktır.
Mezun olan öğrencilerimizin günlük çalışma hayatında F klavye bulamadıkları için zorlanacaklarını düşünmüyorum. Sonuçta bilgisayarlarda kullanılan işletim sistemleri Türkçe F klavye düzeninde yazmayı sağlayacak yazılımsal desteği sağladığı için F düzeninde yazmak isteyen kişinin yapacağı tek şeyin Klavye dilini Türkçe yapması ve Kullanacağı klavyeyi F olarak seçmesidir. Örneğin benim ve eminim ki senin kullandığın bilgisayarın klavyesi F klavye değil Q klavyedir. Fakat bizim için önemli olan klavyenin fiziksel görüntüsü değil kullandığımız klavyenin F düzeninde yazı yazmaya ayarlanmış olmasıdır.
Yine söyleşinin başında belirttiğim gibi klavyeyi 10 parmakla F düzeninde kullananların klavye diye bir sorunu bulunmamaktadır. Ayrıca kullandığımız klavyenin alfabetik tuşlarının işaretli olup olmaması da önemli değil. Bizim için önemli olan kullandığımız klavyenin basılacak tuşlarının olmasıdır.
- F klavye eğitimi konusunda sitemizde aldığımız birçok geribildirimde bu eğitime başlamanın yaşı soruluyor. Sizin bu eğitime başlangıç konusunda yaş öneriniz nedir? Herkes bu eğitime belli bir yaşta başlamak zorunda mıdır?
Sitendeki forum sayfalarını inceledim. Çok etkilendiğimi söyleyebilirim. Bu konuya önem veren ve öğrenmek isteyen birçok kişinin olduğunu da biliyorum. Genelde bana bunu öğrenmenin zor olup olmadığını sormaktadırlar. Verdiğim yanıt hep aynı 10 parmak F klavye öğrenmek, 10 parmak Q klavye öğrenmekten çok daha kolaydır. F klavye düzeninde yazan vasat bir 10 parmakçı, Q klavye düzeninde yazan iyi bir 10 parmakçıdan daha hızlı olabilmektedir. Bu farkı yaratan temel etken F Klavyedeki harflerin Türkçemize uygun olarak düzenlenmiş olması ve parmaklarımızın pozisyonu ve kullanım kolaylığına uygun olarak tuşların dağıtılmış olmasıdır.
10 parmak F klavye öğrenmeye başlama yaşının Bilgisayarda yazı yazmaya başlanılan yaş olduğunu düşünüyorum. Eğer bu ilkokula yeni başlayan bir çocuk ise; bu çocukların parmakları henüz klavye üzerindeki her tuşa kolaylıkla ulaşabilecek gelişimi göstermediği için 7-8 yaşın altındaki çocukların 10 parmak yazma konusunda biraz zorlanacaklarını söylemek yanlış olmaz. Ancak bu yaştan sonraki herkesin yaşı ne olursa olsun 10 parmak F klavye yazamamaları için bir neden göremiyorum.
Şimdiye kadar Türkçe Q klavye kullanmış ve hala kullanmakta olan kişiler için ise; Klavyeyi 10 Parmak Türkçe F klavye düzeninde kullanmayı öğrenememeleri için bir neden göremiyorum. Yeter ki bu tekniğin daha yararlı, gerekli ve kolay olduğunu kavramış olsunlar.
- F klavye eğitimi için sizin bu alanda çalışan arkadaşlarımıza ne yönde önerileriniz olacaktır, özellikle hız arttırma, hatasız yazma konusunda?
F klavye eğitimi için söylenecek çok fazla bir şey yok. Sanıldığı gibi karmaşık ve zor öğrenilen bir süreci kapsamıyor. Ancak 10 parmak yazmayı öğrenmek isteyenlerin mutlaka uymaları gereken birtakım kurallar da var tabiî ki.. Bunları şu şekilde sıralayabiliriz.
Öncelikle 10 parmak F klavye düzeninde yazmanın bir gereklilik olduğuna inanmaları gerekir. Eğer günde ortalama en az bir sayfa yazı yazıyorlarsa ve zamanları da kısıtlı ise mutlaka kendilerini F klavye düzeninde 10 parmak yazmaya zorunlu hissetmeleri gerekir.
Bu iş için günde ayıracakları en az yarım saatlik bir süre yeterli olacaktır. Bu süreyi arttırabilirler. Fakat çalışmaktan bıktıkları an mutlaka çalışmayı kesmelidirler. Kendilerini zorlamamalıdırlar.
Başlangıçta bu işin çok zor olduğunu düşünebilirler. Fakat bu her işte olduğu gibi 10 Parmak F klavye öğrenmek için de geçerlidir. Örneğin İngilizce öğrenmeye karar veren bir kişiden daha eğitiminin başında iken ondan İngilizce konuşmasını bekleyemezsiniz. Fakat eğitimini sürekli, düzenli ve sabırlı sürdürebilirse bir süre sonra konuşmaya başladığını görürsünüz.
Klavyeye bakmaktan kendini alamayacağı için kullandığı klavye Q klavye olmalıdır. Eğer kullandığı klavye F klavye ise mutlaka tuşların üzerindeki harflerin kapatılması gerekir. Bu yöntem onu doğru ve hızlı yazma konusunda istenilen noktaya daha kısa sürede ulaştıracaktır.
10 parmak F klavye düzeninde yazma eğitimini,başlangıçta bir kelime işlemcide değil bu konuda yazılmış programlarda yapmalıdır.
Eğer F klavye öğrenmeye gerçekten karar vermiş ise artık Türkçe Q klavyeyi unutmalıdır. Yani bir kelime yazacak olsa, hatta arama motoruna bir web adresi yazacak olsa dahi bunu F klavye düzeninde ve 10 parmak kullanarak yapmalı ve kendini bu konuda zorlamalıdır.
Logo 10 Parmak yada Hotkey gibi 10 parmak yazma eğitimini sağlayacakları programlardan temel eğitim becerisini kazandıktan sonra artık monitöre de bakmamayı bir alışkanlık haline getirmelidirler. Bu alışkanlığı kazanabilmeleri için yazı yazarken monitörü güç kaynağı düğmesinden kapatmalıdırlar.
Uzun süre sandalyede oturmayı gerektiren işlerde olduğu gibi 10 parmakla yazı yazarken de doğru oturuş pozisyonunu sağlamaları çok önemlidir. Bununla birlikte klavyenin bulunduğu masanın yüksekliği dirseklerinden yukarıda olmamalıdır. Temel ölçü olarak; 1 metre 70 cm. boyunda olan bir kişi için masa yüksekliği en fazla 65 cm. olmalıdır.
Baş, boyun, sırt ekseni dik olmalı ve sırt oturulan sandalyenin sırtlığına tamamen yapışık olmalıdır.
Eller masaya ve klavyeye dokunmamalı, parmaklar tuşların üzerinde hafif dokunacak gibi durmalıdır.
Yukarıdaki temel davranış biçimlerini sağladıktan sonra hiç ara vermeden mümkünse her gün en az yarım saat çalışmalı ve bunu uzun aralar vermeden sağlamalıdırlar.
Temel eğitim için yukarıda sözünü ettiğimiz programlardaki çalışmaları bittikten sonra bir kelime işlemcide yazmaya başladıklarında mutlaka süre tutmalıdırlar. Bu süre kendilerinin gelişimi hakkında çok önemli sonuçları verecektir. Örneğin Word’de yazmaya başladıkları an yazma işlemi bittiğinde çalışmalarını hemen kaydetmeleri ve Dosya?Özellikler?İstatistikler komut satırından hangi zaman diliminde ne kadar? Tuş tuşladıklarını görmeleri ve bunu her yazdıkları yazının sonunda tekrarlamalıdırlar. Mümkünse bu sonuçları bir Excel sayfasında kaydetmeleri ve bu konudaki gelişmelerini takip etmelidirler.
10 parmak yazı yazma işini eğlenceli ve oyun haline getirmelerini sağlamak için www.2addicted.com adresine başvurarak buradaki klavye yarışmalarına katılmaları ve klavyeyi hızlı tuşlama alışkanlıklarını geliştirmelidirler. Bu ve bunun gibi çalışma ortamları onların tuşları hızlı kullanmalarını sağlayacaktır. Ayrıca harfler İngilizce dilindeki kullanma oranlarına göre aktıkları için F klavyede zayıf parmaklara isabet eden harflerin tuşlanmasını sağlayan parmakların gelişimine önemli katkı sağlayacaktır.
- Peki sizin bu alanda yapmış olduğunuz bir hız arttırma çalışması var mı, ya da kendinize özgü yöntemler kullanıyor musunuz?
Benim bu konudaki hedefim konuşma hızında yazabilmekti. Bunu sağladıktan sonra yazmaya ara verdiğim uzun dönemler olduğunda yukarıda bahsettiğimiz bütün süreci yaşama ihtiyacı hissederim ve uygularım. Son dönemlerde hızımı artırmak için özellikle senin hızına yaklaşmak için Gazetelerde yada dergilerde beğendiğim makale veya yazıları kapalı ekran çalışması yaparak bilgisayarıma aktarıyorum. F klavye eğitiminin temelini oluşturan programları zaman zaman sanki yeni öğrenmeye başlayan biriymiş gibi çalışır ve bu sonuçları excel’de hazırlamış olduğum sayfalara aktararak sonuçlarla ilgili birtakım hesaplamalar yaparım. Bunu belirli aralıklarla tekrarlayarak 10 parmakla yazı yazma becerisinin ne derece arttığını görebiliyorum. Bunu yaparken kendimi zorlamıyorum. Bilgisayarda çalışmaktan sıkıldığım anlarda dinlenmek ve hangi noktada bulunduğumu görmek amacıyla bu yöntemi belirli aralıklarla uygularım. Birçok kişi için bu inandırıcı olmayabilir. fakat sen de biliyorsun ki 10 Parmak yazmayı alışkanlık haline getiren kişiler dinlenmek amacıyla yazı yazmaktan büyük keyif alırlar.
- Röportajımızın sonunda sizden son sözlerinizi almak istiyorum…
Ülkemizde bilgisayar kullananların sayısının her geçen gün arttığını ve bilgisayarda veri girmemiz gereken durumların her zaman olacağını düşünürsek; 10 parmakla F klavye düzeninde yazmanın bir gereklilik olduğunu bilmemiz gerekir.
Tartışılan konunun daha çok kullanılan klavye türü olduğu biliniyor olsa bile bizim için tartışılması gereken konunun kullanılan klavyenin Türkçe Q yada Türkçe F klavye olması değil, Yazma tekniğimizin 10 Parmak F klavye düzeninde olup olmamasıdır.
Türkçe F klavye düzeninde yazmaya karar verenlerin sabırlı ve düzenli çalışmaları ve bu işi severek yapmaları durumunda arzu ettikleri duruma çok kısa sürede ulaşacaklarını biliyorum. Kendilerini Türkçe Q yada Türkçe F klavye kullanma tartışmasından çok kullanacakları yöntemin ne olması gerektiğine karar vermelerinin daha önemli olduğunu düşünüyorum.
Bu önemli konuda benimde düşüncelerime yer verdiğin için sana teşekkür ederim. Ayrıca F klavye ile ilgili olarak web sitende vermiş olduğun yararlı bilgilerin bu konuya önem veren kişilerce büyük bir ilgiyle takip ediliyor olması beni son derece mutlu etmektedir.
F klavyenin öğrenilmesi ile ilgili olarak göstermiş olduğun bu çabanın bir kamu hizmeti olduğunu düşünüyor ve bu çalışmaların aynı titizlikle ve bilinçle devam etmesini diliyorum.
Oyyla v2 Yayında
Oyyla Resmi Blogunda duyurulduğu üzere Oyyla v2 ile yayınına devam ediyor. Oyyla anasayfasında güzel değişiklikler yapılmış. Arkaplan rengi buz mavisi ile süslenmiş ve görünümün daha iyi olması sağlanmış. Ayrıca “En çok oyylanan yazılar” bölümü de sağ tarafa güzel bir renk katmış doğrusu. Oyyla’nın bu tasarımında mavi renge ve tonlarına biraz ağırlık verildiği gözleniyor. Nedir sayfasına da güzel bir makyaj çekilmiş.
Oyyla’nın bu gelişimi gerçekten keyif verici. Ancak site üzerinde hala “Beta” ibaresinin yer alması beta sürecinin ne kadar uzun olacağına dair soru işaretleri bırakıyor ister istemez. Reklam stratejisi, tasarım yenilikleri, gereksiz tartışmalardan arınma sürecinde ileride Oyyla’nın çok daha iyi yerlere geleceğini umuyorum. Biraz tasarım hakkında konuşmam gerekirse mavi tonların gerçekten iyi kullanıldığı aşikar. Ancak kısa zamanda header bölümündeki linklerde bir sınıf oluşturulmasına gidilmeli. Buradaki linklerin rengi ve hover efekti sitenin genel bütününe göre ayarlanmalı diye düşünüyorum. Bununla birlikte insan yine bu tarz bir oluşumda Ajax fonksiyonları görmek istiyor. Sanırım sağ blokta kullanılacak yerinde uygulamalarla fonksiyon arttırımına gidilebilir. Böylelikle daha fazla içerik daha az alana eklenmiş olabilir. Tabi bunlar sadece tavsiye yine de bu Oyyla Takımı’nın bileceği bir iş.
Oyyla’nın başarılarının devamını diliyoruz.
En Güzel Wordpress Temaları (Bölüm 2)
En güzel Wordpress Temalarını listelediğimiz ikinci bölümde daha çok Türkçe kaynaklı Wordpress temalarına öncelik vereceğiz. Türk Bloggerların Türçeleştirdiği ve yayına sunduğu tema gönderilerine aşağıdan ulaşabilirsiniz.
WpDestek.com: Şüphesiz şu anda Türkçe Wordpress temaları konusunda güzel bir kaynak olarak WpDestek.com’un Tema Galerisi gösterilebilir. Site üzerinde şu anda 39 Türçe Wordpress Teması bulunmakta. Galeriye ulaşmak için lütfen buraya tıklayınız.
WorldarchiveTR.com: Wordpress Türkiye Forumları’ndan Canarkadaş lakabıyla tanıdığımız kardeşimiz bize güzel Wordpress Tema çevirileri sunuyor. Türkçeleştirdiği 23 temaya burdan ulaşabilirsiniz.
DenizAkin.com: Deepso lakabıyla tanıdığımız Deniz kardeşimiz de kendi sitesinde tema Türkçeleştirme projeleri yapıyor. Türkçeleştirmiş olduğu temalara buradan ulaşabilirsiniz.
Otomot.net: Wordpress Türkiye Forumları’ndan tanıdığımız Heytbecom kardeşimizin güzel çalışmaları var. Türkçeleştirdiği temalara sitesinde Dosyalar bölümünden ulaşabilirsiniz.
Erdence.com: Birçok Wordpress temasının Türkçeleştirilmiş halini siteden bulabilirsiniz. Sitede Türkçeleştirilmiş temalar için ayrı bir bölüm de bulunuyor.
t’infection.com: Nacizane benim de Türkçeleştirerek yayınlamış olduğum 4 tema bulunmakta. Bu temaları sitemizin Download bölümünden görebilir, buradan da test edebilirsiniz.
Evet arkadaşlar, şimdilik not defterime yazdığım Türkçe tema çalışmaları yapan bloglarımız bunlar. İleride aklıma geldikçe bu gönderilerde güncellemeler yaparak içeriği biraz daha genişleteceğim. Umarım sizler için faydalı olmuştur…
En Güzel Wordpress Temaları (Bölüm 1)
Wordpress Temaları konusunda her zaman büyük bir arayış vardır. Vakti zamanında benim de düştüğüm bu arayışlarda yardımcım olan birkaç site dışında pek bir alternatif yoktu. Ancak son zamanlarda herkes sevdiği ve beğendiği Wordpress temalarını bir derleme şeklinde yayınlayarak hem insanlara yeni temaların varlığını gösteriyor hem de bu alanda karar verememiş olan kişilere yardımcı oluyor. Bu yazımın birinci bölümünde ben internette karşılaştığım ve güzel bulduğum derleme yazılara linkler verip kısa bilgilendirme yazıları yazacağım. İkinci bölümde ise kendi beğenmiş olduğum Wordpress Temalarını kendim derleyip (Türkçe kaynaklarının da olmasına dikkat ederek) sizlere sunacağım. Şimdi dilerseniz yazımın birinci bölümünde derlemiş olduğum Wordpress tema kaynak gönderilerine bakalım.
SmashingMagazine: Smashin’ Magazine.com dünyada birçok kişinin takip ettiği web sitelerinden biri. Bende her zaman takip ediyorum. Bu site güzel ve ilham alınası Wordpress temalarını yayınlıyor.
Clazh.com: Wordpress temaları konusunda derleme gönderiler yazan başka bir kaynak. Gerçekten güzel temalara yer verilmiş. Bu gönderileri 3 bölüm halinde görmek mümkün.
- En İyi ve Ücretsiz Wordpress Temaları Parti 1
Ücretsiz Wordpress Temaları Parti 2
Ücretsiz Wordpress Temaları 3
SilentBits.com: Yine elimden geldiğince takip ettiğim ve yorum bıraktığım bir site. En iyi Wordpress temaları konusunda eski ama iyi bir derleme bölümü mevcut.
HongKiat.com: Tüm zamanların en çok indirilen ve kullanılan 49 Wordpress Temasını listelemiş. Buradan ulaşabilirsiniz.
DoshDosh.com: Adsense optimizesi yapılmış 18 Wordpress teması listelenmiş. Buradan ulaşabilirsiniz.
PlainTxt.org: Kendi yapımları olan “minimalistik” tür Wordpress Temalarını listelemişler.
Fahlstad.se: Benim de sitemin altyapısını oluşturduğum fSpring temasının yapımcısı olan siteden güzel wordpress temaları. Liste için lütfen buraya bakın.
Şimdilik aklıma gelen tema kaynakları bunlar. Tabi bu yollamış olduğum gönderi de Türkçe kaynaklar yok. Bir sonraki yazımda inşallah Türkçe tema kaynakları ve düzenlemeleri de derleme halinde sizlere sunacağım.
GÜNCELLEME (11 Temmuz 2007)
ThemePorter.com: Güzel Wordpress tema çalışmaları olan bir site. Temalarla ilgili gönderileri okuyup aynı zamanda site üzerinde test edebiliyorsunuz. Sitenin anasayfasına ulaşmak için buraya tıklayınız.
Kaushalsheth.com: Birbirinden güzel Wordpress tema çalışmaları sunan başka bir site. Sitenin temalarla ilgili ayrı bir bölümü bulunuyor ve site üzerinden temalar test edilebiliyor. Şu anda site üzerinde 52 Wordpress teması bulunmakta. Tema sayfasına ulaşmak için lütfen buraya tıklayınız.

